anasayfa | blog hakkında | yazarlar



For what it's worth i love you...



14 Mayıs Pazar sabahı 5te kalkmam ve 6.30da Kadıköyden servise binmem gerek okula gitmek için. Okulda 8den akşam 5e kadar proje yapmam gerek. Pazartesi günü ise çok kritik bir Mat midtermüm var. Bir gün geri gidelim. 13 Mayıs 2006 Cumartesi, Mat midtermüne sadece 60 küsür saat kalmış. Manyak gibi çalışmam lazım (zaten saat 5te uyanacağım için, sabahlamam lazım desem daha doğru olacak). Saat 20.00 ve ben The Cardigans konserine gitmek üzere köprü trafiğindeyim arkadaşımla. Matematik çalıştım mı? Biraz... Peki umrumda mı? Hayır...
Saat 9 gibi geldim BJK Akatlar Spor salonuna. Salonun önü son derece tenha. Konsere gelen insan profili de beklentilerimin aksine son derece düzgün. "Çılgın ve marjinalitesi yüksek konser gençliği" ile karşılaşacağımı sanıyordum. Ancak arkadaşımın şu sözü beni kendime getirdi: "Ne zaman Nina gaz pedalına taş koyup otobanda aksiyon yapar; o zaman 'cool' olur." Doğru bir saptama... Zaten The Cardigans da bu "çılgın" imajı benimsememiş olacak ki yeni bir "My Favourite Game" yapmadılar. Bu şekilde bir profil analizi yaptıktan sonra içeri girdik. Konserden birkaç gün önce lonelyangeldust, BJK da konser izlemenin ne kadar rezalet olduğundan bahsetmiş olduğundan, çok kötü bir atmosfere hazırlamıştım kendimi. Beklentilerimin düşüklüğünden mi kaynaklandı yoksa hakkaten iyi olduğundan mı bilmem, ama çok güzeldi her şey. Girdiğimizde sahnede Kangroove çalmaktaydı. Rock’n’Coke 2005’te jhengie çok methetmişti, fakat izlemek nasip olmamıştı. Grubun Türkiye’de pek örneği olmayan bir tarzı var. Soul, pop, hiphop, jazz, funk gibi birçok türden besleniyor müzikleri. Biz Maroon 5 ile Jamiroquai karışımı bir tat aldık dinlerken. Eğlendik, dansettik, solistin sesine ve sahne şovuna hayran kaldık vs. Yakında albümleri çıkıyormuş. Albümden birkaç şarkı ve bir iki soul coverı seslendirdikten sonra sahneyi Cardigans’a bıraktılar. Cardigans üyeleri, 15 dakikalık bir rötarın ardından sahneye çıkmaya başladı teker teker. En son Nina’nın görünmesiyle birlikte salonda büyük bir alkış koptu. ‘Güzellik’ kavramının canlı bir örneği olan Nina’nın o narin, mütevazi tavırları bütün salonu kendine hayran bıraktı ilk dakikalardan. Super Extra Gravity’den Drip Drop Teardrop ile başladılar. Daha sonra Long Gone Before Daylight’dan You’re The Storm geldi. Genelde Long Gone... ve Super Extra... şarkıları çaldılar. Seyircinin katılımı da iyi sayılırdı. İnsanlar şarkıları biliyordu genel olarak. Fakat doğal olarak singlelara daha bir coşkuyla eşlik edildi. Özellikle For What It’s Worth (en sevdiğim şarkılarından biridir) benim için konserin en güzel anlarındandı. Nina mızıkasıyla eşlik etti. Büyüleyici bir andı gerçekten. Onun dışında Long Gone... daki And Then You Kissed Me ile Super Extra... daki part 2 ‘yu birleştirdiler. Güzel de oldu. Gerçi şarkının başında Nina ne kadar rica ettiyse de dinleyen olmadı. (“You get even louder when I say shhh!”) Neyse dinleyebildik en azından şarkıyı. Araya bir tane de b-side sıkıştırdılar. Daha önce duymadığım ama konserde çok beğendiğim Hold Me’den bahsediyorum. Nina bir şarkıda (hatırlayamıyorum şimdi hangisi olduğunu) seyirciye gül atmaya başladı. Bir tanesini insan üstü bir çaba ile yakalamayı başardım (küçük çaplı bir aksiyon filmi çektim aslında ). Yaklaşık 1 saat olmuştu ki “görüşmek üzereee” diye sahneden indiler. İnsanlar şok olmuşlardı. “İNANMIYORUM! May Feyvrıt Geym çalmadılaaar!!!” Hakkaten şaşırdık. Ancak oltaya geldiğimizi farkedince alkışlara ve ıslıklara başladık. Bizimkiler de çok bekletmeden tekrar çıktılar sahneye, iki şarkı çaldıktan sonra My Favourite Game’in ilk notalarıyla seyirciyi gaza getirdiler ve başladılar şarkıya. Baya bir zıpladık. Şarkı bitti ve tekrar vedalaşıldı. Ancak seyirci doymamıştı Cardigans’a. Tekrar bis... Ve konseri iki bis ve yaklaşık 2 saat sonunda bitirdiler. Bizde iyi bir konser izlemiş olmanın verdiği dayanılmaz hafiflikle çıkışa yöneldik. Kapıya doğru ilerlerken gitaristin attığı penaları “bir düşüren olmuştur” umuduyla fellik fellik aramış olsak da bulamadık. Eve dönüp yastığıma kafamı koyduğumda aklımda ne matematik sınavı ne de ertesi sabah 5 te uyanmam gerektiği vardı. Sınavım nasıl mı geçti? Kötü...

not: fotoğraf makinesi götürmeyi akıl edemedim ama herkesin şakır şakır çektiğini görünce kafayı yedim. görsel açıdan zayıf bir konser yazısı olduğu için herkesten özür diliyorum.

Posted by HIRT 00:09

6 Comments:

  1. ilker said...
    the cardigans konseri hayatimda gittigim en garip konserlerden biriydi benim icin , tam boyle gaza geldim mi acaba diye dusunup gelmedigine karar verdigin konserlerden .
    alan donohoe dansı said...
    cardigans sevmememe rağmen kusel geldi kulağa
    miette said...
    ben de öyle çılgınca sevmem ama hoş olmuş gelmesi, türk gençliği nina görmüş oldu kanlı canlı.
    Adsız said...
    kalabalık mıydı salon? yoksa dışarısı gibi tenha mı?
    nelly said...
    for what is worth ...muttteşem bi şarkı..50 yaşıma gelince bile dinlerim herlalde nostaljii....
    çok isterdim o konsere gitmeyii.ama izmirrr uzaakk ..ama çook güzell :)
    Adsız said...
    Your website has a useful information for beginners like me.
    »

Post a Comment