anasayfa | blog hakkında | yazarlar



Yeni Metric!


Seneler evvel Türkiye'ye geldiklerinde de burda ben yazmıştım onlar hakkında şimdi anımsadım.. Monster Hospital'ın devamı olacak yeni albümlerinin turu olan Help, I'm Alive Tour'un line-up'ı düşman çatlatan cinsten: Tokyo Police Club, The Dears, and Sebastien Grainger ve The Mountains. Albümden çıkan ilk single da oldukça hoşuma gitti benim.

Metric - Help, I'm Alive

Posted by Sarp* 00:54 2 yorum



Little Joy - Unattainable

Posted by Sarp* 00:49 1 yorum

Bana çokça danceable GoodShoes gibi geldiler. Ayrıca uzun zamandır dinlediğim en melodik yeni grup.. Ne demekse. Unsigned gözüküyorlar ama Japan Only bir albümcükleri mevcut. Sheffield did it again.

Situationists - Onwards and Upwards
Situationists MySpace

Posted by Sarp* 00:37 0 yorum



just iced

JUSTICE "A CROSS THE UNIVERSE" teaser

Posted by nóiway 11:14 2 yorum



..Cuz I am Obsessed with You!

Çoktan beri boşluyorum burayı ama önümüzdeki bi kaç hafta dillerden düşmeycek bişeyle geldim.

I want to get next to you.
Yeah I love all the things you do.
I want to get close to you.
You are my dream come true.
I want to have sex with you.
Your sweet caress won't do.
Cause I'm obsessed with you.
Yeah I'm obsessed with you.

Obsessed with You - The Orion Express

Posted by Sarp* 00:43 2 yorum



Franz Gösterip de Vermiyo..

Kendinizi yenileseniz artik biraz. he?
Franz - Ulysses

Posted by Sarp* 22:29 1 yorum



I must repeat: I think you're sweet.

"Nice to be an American again."
-Black Kids

Yirim sizi. Gene bekleriz.

Posted by Sarp* 15:26 5 yorum



Gizli Saklı İşler..


Son 2 haftadır gizli saklı işler çeviriyodum ama gizli saklı olmasının sebebi daha çok benim bile gerçekleşeceğine inanmamamdı :D Late of the Pier'le çok uzun ve belki de verdikleri en ciddi röportajı yaptım dün. Cidden iyiydi!

Bi kaç hafta içinde Reset'te okuyunuz. (( :

Posted by Sarp* 14:19 1 yorum



Kültleşmiş Konser Mekanları

www.resetmagazine.net için yazmışdım vaktinde.. Burda da dursun..

Stadyumlar bir futbolseverin en çok dikkat ettiği, sevdiği ve görmek istediği şeylerdendir. Barcelona'nın Camp Nou'sunda, Manchester United'ın Old Tarfford'ın da maç izlemek başlı başına bir seyahat sebebidir, belki de kutsaldır onlar için. İş bizim alanımız olan müziğe gelince, iyi -ve paralı- bir müziksever için de olay bundan pek farklı değil. Futbolla müzik arasında birebir bir bağlantı yapmak gerekirse Festivaller, Dünya; Avrupa kupalarıysa; bir şehrin kült olmuş konser salonunda iyi bir konser izlemek, Celtic Park'da Rangers - Celtic derbisi izlemek gibi benim için. Bu sayıda kuzeyden, Stockholm'den başlayıp güneye, Barcelona'ya ve İstanbul'a kadar konser salonlarına göz atacağız.

Debasar (Slussen) - Stockholm, İsveç

Debaser, 2002 yılında Stockholm'ün Tünel'i diyebileceğimiz bir yerde Slussen' da açılmış. 1800 kişi kapasiteli bir mekân. Açıldığı günden bu yana aralında Bob Dylan, The Strokes, Arcade Fire, Pete Doherty, The Killers gibi isimlerin de olduğu 1500'den fazla grubu ağırlamış. Kabaca bir hesapla açılışından bu yana haftanın 6 günü dünyaca ünlü isimler canlı performanslarını sergilemiş burada.


http://www.debaser.se/

Vega - Kopenhag, Danimarka

Jazz ve Hard Rock'ı konumuzun dışında tuttuğumu hatırlatmalıyım sanırım Kopenhag hakkında konuşuyorsak çünkü ikisi için de Dünya üzerindeki hatrı sayılır şehirlerden biri. Vega, 1956 yılında Danimarkalı mimar Vilhelm Lauritzen tarafından Halk Evi olarak yapılmış bir bina. Uzun yıllar İşçi ve Halk hareketleri için bir merkez olarak kullanıldıktan sora 1996 yılında aslına uygun olarak restore edilmiş ve bugünkü halini almış. Binanın için de Store Vega dediğimiz 1500 kişilik büyük salon, Lille Vega dediğimiz 500 kişilik küçük salon ve hemen onun üst katında hizmet veren Vega Night Club mevcut. Ayrıca zemin katında konserlerin öncesi ve sonrasında vakit geçirebileceğiniz Ideal Bar mevcut. Mükemmel akustiği ve atmosferiyle Avrupa'daki en iyi konser mekânlarından biri olarak gösteriliyor. Vega, Danimarka'nı en büyük bankalarından birinin finansal desteği ile Mega Vega ve Nano Vega adı verilen yeni mekânına taşınmak için gün sayıyor.

http://www.vega.dk/



Koko - Londra, İngiltere

Astoria'lı, Apollo'lu bir Londra'dan bahsediyoruz ama bence mimarisiyle, seyircisiyle ve çıkardığı gruplarla Londra'nın bayrak mekanı Koko. 1900 yılında Camden Tiyatrosu olarak inşa edilmiş bina. 2.Dünya Savaşı'na kadar bu şekilde hizmet veren bina 1950'lerde BBC Radio sahnesi olarak hizmet vermiş. Daha sonraki yıllarda da bir kaç defa el değiştirdikten sonra 2004 yılında nihayet KOKO halini almış. Sahne alan gruplar/sanatçılar için Madonna'yı en tepeye koyarak bir liste yapın. Bayrak mekân olduğunu söylemiştim Koko'nun gerçekten de öyle çünkü orda sahne almış bir grubun tek bir kaderi vardır: Big Thing olmak. Club NME'leri özellikle mükemmeldir. Unutmadan belirteyim ki bütün güvenlik görevlileri Türk. Kendinizi daha bi güven de hissediyorsunuz ( :

http://www.koko.uk.com/






Paradiso - Amsterdam, Hollanda

Tartışmasız olarak Avrupa'nın hatta belki de Dünya'nın en bilinen, en iyi konser mekânı. Eski bir kiliseden bir müzik tapınağına dönüştürülen Paradiso'nun adı İtalyanca Cennet kelimesinden geliyor. Kapılarını 1968' de bir gençlik eğlence merkezi olarak açan Paradiso diğer şehirlerdeki kardeşleriyle olan farkını belki de bu sayede ortaya koyuyor. O günden bu yana Rolling Stones, Velvet Underground, Macy Gray, James Brown, Lenny Kravitz, Sex Pistols, David Bowie, Prince, Willie Nelson, Nirvana gibi isimlere ev sahipliği yapmış olduğunu söylersem gerçek bir müzik tapınağı olduğuna siz de inanacaksınız.

http://www.paradiso.nl/



La Cigale - Paris, Fransa

1882 yılına bir tiyatro olarak inşa edilen La Cigale, 1981 yılından beri tarihi eser statünde korunmakta olan bir bina. Son 20 senedir ünlü fransız dergisi Les Inrockuptibles 'in festivali olan Les Inrocks'a da ev sahipliği yapıyor ve festival kapsamında Kasım ayında takip edeceğimiz konserlerden biri de bu mekânda. Bugüne kadar sahne alan isimler arasında Iggy Pop, Oasis, Radiohead, Red Hot Chilly Pappers ve Kylie Minoque var.

http://www.lacigale.fr/


Razzmatazz - Barcelona, İspanya

Kuzeydeki bu aşırı sanatsallık vesaire, güneye indikçe yerini gösterişe bırakıyor. Razzmatazz belki de bu mekânlar arasında en gösterişli olanı. 3700 metrekare üzerine kurulu 5 dev salondan oluşuyor Razzmatazz ve levhasına baktıkça sanki sonu hiç gelmeyecekmiş gibi gözüküyor. İç mimarisi size kendinizi Gaudi'nin Barcelona'sından ziyade Discovery Channel'daki robotları dövüştüren programın setini anımsatıyor. Plaça de Katalunya'ya 10 dakika mesafede ve müzikle alakanız olmasa bile Barcelona'nın kesinlikle görülmesi gereken "şeylerinden", tadılması gereken bir atmosfer. (Bkz: Akdeniz insanı konserde) ( :

http://www.salarazzmatazz.com/




Babylon - İstanbul, Türkiye

Her ne kadar fiziksel handikaplarından dolayı yukarıdaki benzerlerinin sınıf arkadaşı olamasa da 1999 yılından bu yana tartışmasız bir şekilde İstanbul müzik sahnesinin bayrak taşıyıcı mekânı oldu Babylon. Açıldığı günden bu yana sadece popüler müziğe değil, aynı zamanda Jazz'dan, yerel müziklere kadar her türlü alternatif sanatçıya ev sahipliği yaptı. Özellikle iç mimarisi, oturmuş ve kaliteli ses düzeniyle şu anda İstanbul'da rakipsiz.

http://www.babylon-ist.com/

Posted by Sarp* 10:03 6 yorum



Sometime..


İzlanda'lı gruplarla pek aram iyi olmadı bugüne kadar. Ben bunu birine benzeticem dediğim vokaller ve tatlı bi electro/indie pop! 2007 çıkışlı da bi albümleri varmış, şimdi gördüm!

SOMETIME MySpace

Genelde böyle alışkanlıklarım yok ama bi kereden birşey olmaz!
SOMETIME - Supercalifragilisticexpialidocious

Posted by Sarp* 13:46 2 yorum