anasayfa | blog hakkında | yazarlar



tv on the radio


Release tarihinin üzerinden 1.5 yıla yakın bir süre geçen bir albumle ilgili konuşmak biraz absürd görünse de, çok özel bir album olması -her ne kadar hirt ya da jhengie kadar album kritiklerinde adeta bir nme yazarı edasında yazılar döktüremesem de:)- en azından tv on the radio için buraya bunların yazılmasını sağladı.

maalesef young liars epyle keşfedemedim kendilerini, ilk bir arkadaştan staring at the sunı dinleyip, bir takım tribal modlara girmiştim ki daha sonra ise bu inanılmaz başyapıt desperate youth, blood thirsty babes -yani umutsuz gençlik, kana susamış bebeler şeklinde çevrilebilecek- daha album adından beyne ve ruha darbeleri indirmeye başlayan, rahatsız edici güzellikte debutyü ele geçirdim.

desperate youth, blood thirsty babes itiraf etmeliyim ki şu ana kadar indie ya da new york scene başlığı altında dinlediğim hiçbir şeye benzemeyen, büyüleyici, bir o kadar da deneysel ve hipnotize edici bir güzelliğe sahip bir album..siyahi vokallerin daha doğrusu a cappella ve soul falsettolarının başından sonuna kadar kesintisiz sürdürüldüğü vokaller, yer yer psikedelik yer yer saksafonların araya girdiği jazza göz kırpan soundıyla, kesinlikle experimental en uygun kelime bu albumu anlatmak için. Asla dans edilebilir değil, oturup adam gibi dinlemek lazım, zaten sözler de bir o kadar uçurucu, beyin sikici; özellikle the wrong way -ki bu albumun açılış şarkısı ve içindeki sözlerden ismini almasını sağlayan şarkı- burada Tunde Adebimpe şöyle bağırıyor: "Hey, desperate youth! Oh bloodthirsty babes! Oh your guns are pointed the wrong way!" ..

ve daha sonra ambulance varki doo-woop armonilerinin ürkütücü a cappellayla devam ettiği ve "i will be your ambulance if you will be my accident" şeklinde sözlere sahip albumun en "romantik" şarkısı sayılabilecek nitelikte..sonra gelen parça staring at the sunın uzaktan gelen psikedelik gitarlar çığlıklarının sahibi de yeah yeah yeahsin nick zinnerı aynı zamanda ki bu da albumun en ünlü ve en kolay yakalayan şarkısı..wear you outla kapanışı yaparken, sanki önceki 8 şarkıdaki agresif ve provokatif sözlerin, karamsar söylemlerin, "bütün hayallerin bitti artık, kanatların da döküldü" laflarının sahibi onlar değilmiş gibi, "let me wear you out" gibi sözlere sahip bir şarkıyla bitirmenin ironisini yaşatıyorlar.

kısacası tv on the radioya şöyle demek gerekiyor sanırım; "evet silahlarımız yanlış yöne doğrultulmuş olabilir ama kulaklarımız sizin müziğinizi dinlerken bu o kadar da uzun sürmez merak etmeyin."

i love ny.

Posted by ________ 02:59

1 Comment:

  1. swedish afro said...
    bugüne kadar bu blogda yapılan en güsel review için berrak'a teşekkür ;)

Post a Comment