anasayfa | blog hakkında | yazarlar



The Automatic

Neodiscotheque bize bir iyilik daha yapıp Galli The Automatic'i 18 Mayıs gecesi Studio Live sahnesine getirdi.

Laf kalabalığı yapıcam. Ama herşeyden önce Dj Ahmet Musluoğlu'na teşekkürlerimizi sunalım. Herhangi bir Modern Way takipçisine "The Automatic çıkmasa ya" dedirtebilecek playlistiyle geceye tat verdi.








"The Automatic çıkmasa ya" demek için bir nedenimiz daha vardı. İstanbul sahnesinde senelerdir brit-pop rüzgarı estiren Suitcase yine harika performansla arz-ı endam etti. Arka arkaya The Smits'ler, Suede'ler, Radiohead'ler ve James'ler geliyorken başka bir gruba ihtiyaç duymak abesle iştigal olurdu.
Konser sonrasında solist Deniz Özberk'ten albüm müjdesi aldığımı da belirteyim.


Saat 1'e doğru sıra The Automatic'e geldi. Önlerden güzel güzel seyredelim diye düşünürken (İç ses: Ah yaşlılık) sahne önünde patlatılmaya başlanan biralarla bir punk konseri havası estirmeye niyetli çok sevgili seyircimizi (İç ses: Şükür ki erkenden) farkedip kaçışanların sayısı hiç az değildi. Binlerce kişilik konserlerden kalkıp küçücük (İç ses: Ve dolmayan) Studio Live'a gelen The Automatic atmosferden ne kadar memnun kaldı bilinmez ama (İç ses: Sahnelerine su, seyirci, bira şişesi atıldı. Ne memnunlardır ama) seyircimizin (İç ses: Sadece öndeki 30 kişiden bahsediyor aslında. Arkada kalanlar kolon seyrediyor zira Studio Live'da) oldukça hoşuna gitti performansları.
Sahne performanslarına söylenebilecek hiçbir kötü söz yok (İç ses: Öncesinde ne içtiler acaba?). Karşılaşabileceğimiz en enerjik performanslardan biriydi (İç ses: Ramones ve Sparta tişörtleriyle sahneye çıkan çocuklardan ne beklenir ki). Klavyeci Alex Pennie'yi izlerken bile yoruluyor insan. Başına geleceklerden habersiz seyircimizin üstüne de atlamaya kalkınca sahneye ancak güvenlik tarafından geri "koyulabildi".

Son olarak tanınmalarını sağlayan "beefcover"ı da çalıp geldikleri gibi hoplaya zıplaya gittiler. Eğer şartlar el verseydi performansları son zamanlarda izlediğimiz türevlerinden çok daha iyi olacakmış gibi göründü.

Posted by serdarcharliebrown 20:11

9 Comments:

  1. merikeyt said...
    çok şekerdi konser:)
    e ama lütfen? said...
    Deerhof konser kritiğinde "Grangulez'den bahsetmek istemiyorum" diye kestirip atan Charlie; Suitcase'in albüm müjdesini ben en son 2005 Şubat çıkışlı NM dergisinde duymuştum, orada bile "bak valla bu sefer" hissiyatıyla verilmişti bu müjde.
    Demem o ki, on yılı aşkın bir süredir başkalarının şarkılarını çalıp yaşlanan Suitcase yerine kendi yarattığı seslerin peşinden koşan gencecik çocukların grubu Grangulez'e değer verilmedikçe daha çoook Smiths'ler, Radiohead'ler, Suede'ler (!) dinlersin ve daha çoook Grangulez'ler, Fungu'lar, NSOI'ler dağılır.
    miranda said...
    Bu yorum yazar tarafından silindi.
    Adsız said...
    cover gruplarını süper(!) performans gösterdi diye alkışlayanlar,suitcase bar programlarına başladığında automatic'den hiç kimse daha stüdyonun yolunu bilmiodu.taklit etmek yerine üretmenin erdemini anlamadan daha çok şakşakçılık yaparsınız.
    serdarcharliebrown said...
    grangulez'ın başına yetişemediğim ve tüm performanslarını izlemeden yazmanın doğru olmayacağını düşündüğüm için bahsetmek istemedim. hakkımda bir yargıya varmak istiyorsanız iki yazıdan çok daha fazlasına ihtiyacınız var. amatör gruplarla ilgili yazı dizisi hazırlamam istenirken bu itham komik kaçmış. biraz araştırsanız iyi olacak. teşekkür ederim.
    serdarcharliebrown said...
    önümüzdeki ayların www.istegenc.com.tr röportajlarını takip etmenizi öneririm.
    Adsız said...
    yok artık. çarliye söyleme bari bunu. yuh.
    nóiway said...
    Grangulez ki Modern Way'de "istanbul sahnesi" adındaki takdir edilen gruplar listesine albümsüz 3 gruptan biri olarak aylar önce alınmıştır. Diğerleri ise Ayyuka ve Sakin'dir. Ortak özelliklerini hepiniz gayet iyi bilebilirsiniz.

    Ayrıca bu blog bazı şeylere saygı gösterdikçe, blog yazarlarına karşı saygısızlık artıyor maalesef. "Başkalarını taklit etmek yerine üretmenin erdemi"ni 2 sene önce anlamış bizi ve yazdıklarımızı neredeyse sadece laf sokulabilecek bir açık arayarak takip eden "anonim"lerin bu davranışlarıyla hiç bir şey kazanamayacaklarını belirtmek istiyorum.
    nóiway said...
    bi şeyi unutmuşum.
    "İstanbul sahnesinde senelerdir brit-pop rüzgarı estiren Suitcase yine harika performansla arz-ı endam etti. Arka arkaya The Smits'ler, Suede'ler, Radiohead'ler ve James'ler geliyorken başka bir gruba ihtiyaç duymak abesle iştigal olurdu."
    cümlelerine katılmadığımı da belirteyim.

    Değil seneler onsenelerce de smiths coverlasa "bi grup" olmaktan "grup" olamaya ilerleyemez hiçkimse.

    Ama tabi ki bu yazıdan bu paragraf silinmeyecek. TMW herkese açık bir platform, herkesin görüşü kendine.

    le la lay bi smiths dinleyesim geldi. morrissey'den!

Post a Comment