anasayfa | blog hakkında | yazarlar



kafabindünya


kafabindünya 2001 yılında kurulmuş, o günden beri kadrosunda çeşitli değişiklikler yaşamış bir post rock grubu. Kendi çabalarıyla müziklerini tanıtmak amaçlı olan grup, barlarda dinleyici kitlesi toplaması zor olan bir müzik türünde oldukça istikrarlı ilerlemeler kaydediyor. Ülkemizde bara giden dinleyici kitlesinin müziğin kalitesindense çalın oynayalım düşüncesinde olduğu göz önünde bulundurulursa grubun işinin hayli zor olduğunu, ama elde ettikleri başarının da bir o kadar tatlı olduğunu söyleyebiliriz.

kafabindünya'yı daha iyi tanımak için bir kaç soru sorduk...

  1. Çok da fazla dinleyicisi olmayan bir tarzda müzik yapmak zor olsa gerek. Ama bildiğim kadarıyla geniş bir hayran kitleniz var. Öncelikle bu tarz bir müzik yapma fikri kimden çıktı onu soralım.

    Burç : Bu tarz müzik yapma fikri, rockistanbul'da ilk defa kulağıma çalınan, beni büyüleyen garip bir müzikti.. Mono'nun müziğiydi yani.. Post rock denen naneden o zaman haberim oldu ve uzun süredir aradığım müziği bulduğumu anladım.. O gün bu gündür post rock insanıyım =).. Ama çok çeşitli müzikler dinleyen insanlar olduğuumz için bu post rock'ın içinde bir Nekropsi bulmak da, bir Tea Party bulmak da, bir Led Zeppelin, APC, Tool veya Oceansize bulmak da mümkün..
    Onur : Müzikle uğraşma sebebim yada beni harekete geçiren şey Pink Floyd'un Interstellar Overdrive'ıdır... O yüzden Pink Floyd'un yeri apayrıdır... Müziği sadece ruhla bütünleştirmek ya da görsellikle duyulara hitap etme, kulakta tınlayanların insanın içinde hissettirdiklerini yansıtabilmek herhalde bu müziği yapmak istememdeki en önemli neden.
    Gün : Kendimizi ifade etmek açısından tarzların müziğimize etkisi olduğunu söylemek istemem. Bu grubun ilk etaptaki düşünürü ve statik enerjiyi akan enerjiye dönüştüren aslında gitaristimiz Burç’tur. Az kitlesi olması beni bozabiliyor bazen. Sahnedeyken kendimi önemli hissetmek isteyen bir egom var çünkü..
    Deniz : Aslında Burç'un çok büyük etkisi var bu tarz müzikle tanışmamda, Mono’yu bana adam akıllı dinleten adam Burç’tu. Post-rock içinde çok alaşımlı bir müzik ve doğaçlamaya da çok açık. Bu yüzden Nekropsi de bizi çok etkiledi küçüklüğümüzde.. Stoner alaşımlar oradan da geliyor olabilir..
    Berkan : Müzik yapma eğilimlerim sırasında bu türe kaydığımı fark etmem ile başladı. Ancak genel olarak ruh halim karar veriyor.

  2. Grupta şu anda kimler var ve ne gibi değişiklikler oldu?

    kafabindünya: Grupta şu anda gitarlarda ben ve Onur, davulda Deniz, perküsyonlarda Gün ve bass gitarda da Kupka ve Change Of Plans gruplarından bildiğiniz Berkan var. Grupta çok eleman değişikliği oldu ama bu son kadronun temeli eski dostluklara dayanıyor, ondan daha rahat konuşup karar verebiliyoruz bazı şeylere.. Ayrıca müzikal alemlerde büyürken hep şöyle böyle paralel şeyler dinlediğimiz için daha kolay anlaşabiliyoruz..
    Berkan : Gruba ben en son katıldım, benim katılışımın etkisi ne olacak bunu zamanla göreceğiz :=)

  3. Grubunuzun ismi çoğu insana değişik geliyor. Nereden aklınıza geldi bu isim?

    Berkan : Yapılan müziği dinleyince zaten bu ismi hissedebiliyorsun.
    Onur : Grubun ismi tamamen Burç'un uydurması :)
    Burç : Valla açıkçası bu isim aklıma gelmeden önce, grup daha fikir aşamasındayken aklımdaki şey, insanların ayıkken dinlerken ayrı, sarhoşken falan dinlerken apayrı şeyler anlayacağı bir müzik yapmaktı.. Bir nevi kafası bize paralel olanları yakalayıp, onlara şifreyi çözdürüp, bir şeyler anlatmayı istiyordum.. Daha sonra bu fikir bana biraz çocukça geldi, ama isim de güzeldi, birleşik ve küçük harfle yazılması estetikti, ayrıca gayet akılda kalıcıydı (her ne kadar çoğu insan BİN yerine Bİ dünya sansa da), bu yüzden bu isimle devam etmeye karar verdim.. Bazıları kıllanıyor ama biz seviyoruz ismimizi aslında.. =)
    Ayrıca Deniz ve Gün'ün bu konuda apayrı fikirleri, çok değişik açılımları var, bunları da onlar anlatsın..
    Gün : Bu isim gene Burç’tan çıktı ama belli hikayeler etrafında dönen anlamları var artık. kafabindünya bir hal bildiren bir cümle olması itibariyle çok beğenmedim ilk etapta. Ama zaman içinde bu isme yüklediğimiz anlamlar oluştu. Mesela; semboller dünyasında yaşadığımızı fark ettiğimiz anda bu sembollerin gerçek yüksek anlamlarını aramaya başlarız. Nitekim astrolojide böyle doğan bilimlerden biridir. Hayatın kutsallığına kulak vermezseniz bu lafları anlamanız olanaksız. kafabindünya aslında bir şeyi sembolize ediyor olsaydı oda herhalde hepimizin içinde bizim olmayan binlerce dünyanın varolduğunu anlatırdı. Biz sadece bir kişi değil biz aslında hepsiyiz. Zihnin işleyiş yapısı durmadan döner bir çarka benzetilebilir. Düşünceler durmaz devamlı rahatsız eder, gerçekten kimim ben sorusunu sormamıza bile fırsat vermez. Bu noktada bu çarkın yaptığı hareketin doğasını kavrayabilirsek bu çarkın dışına çıkıp evet gerçekten kafabindünya ama varolan bir dünya aslında var diyebiliriz. Ben öyle derim açıkçası. Ukala gözükmeyi seviyorum nedense. Uranüsyen yapımla. Bir de deniz -davulcu- rakı masasında liseden hocasıyla birlikte içerken grup ismi sorulunca kafabindünya demiş haliyle, hoca da hemen hatırlatmış Arapça’da bin kelimesi oğlu demek diye. Dünya oğlu kafa anlamına geldiğinin farkına vardırdı bizi sağ olsun. Ona henüz mantıki bir açıklama bulamadık, 50000 post rockçı bilim adamı konu hakkında araştırmalarını sürdürüyor.
    Deniz : Dünya oğlu Kafa anlamına geliyor Arapça açısından bakıldığında.. Ayrıca kafamız yani zihnimiz kozmosa açılan bir kapı görevi görür ruh için. Bestelerde bir insanin hayat içinde yaşadığı iniş çıkışların evrensel döngülerle paralel bir döngüde gittiğini düşünmekteyiz ondan dolayı uçurumun ya en tepesindeyiz ya da en sonunda... Anlatmak istediğim ekteki resimde daha anlaşılır olabilir. Bu resim spiritüel ressam Alex Grey tarafından yapılmıştır.

  4. Grup elemanlarının müzikal geçmişleri-eğitimleri nelerdir? Şu anda başka ne işlerle meşgulsünüz?

    Burç : Ben iyi-kötü 96'dan beri gitar çalıyorum, çok iyi bir gitarist olduğum söylenemez, pek çalışkan bir insan değilim.. Genel olarak kulağıma hoş gelen sesleri üst üste yerleştirerek bir şeyler oluşturmaktır benim taktiğim.. Hiç ilgilenmesen bile 10 senede artık notalarla, kompozisyonla haşır neşir olup bir şeyleri öğreniyorsun.. Ben notasyondan ziyade işin daha çok "ses" kısmına takılmayı seçtim, armoniyi kulağıma bıraktım, sound, miksaj ve mastering olayları üzerine eğildim daha çok aslında..
    Ayrıca 8-bit müzikle ilgileniyorum.. Gameboy'la bayağı bir süredir uğraşıyorum, yeni yeni de Commodore 64 ile müzik yapmaya başladım.. Ayrıca pek sık bir araya gelmeyen, sırf keyif için kurulan, gitar/vokal olduğum bir Tea Party Tribute grubum var.. Bir de "anormal" kelimesiyle bolca haşır neşir olduğum, orkestrasyonla uğraştığım bir projem var.. Saçma sapan kısa filmlere soundtrack yapmak istiyorum.. =) Koç burcu proje insanıdır ya, ondan her an yeni projeler de çıkabilir.. Aslında bir ton proje var da, sadece kendini saydırabilecek kadar hayatta kalanları söyledim ben size..
    Onur: Müzik hayatım annemin bir dondurma karşılığı sesini dinleyeceklermiş diyerek konservatuar sınavlarına sokmasıyla 91 senesinde başladı.. O tarihten bu yana müzikle iç içeyim.. Yaklaşık 14-15 senedir çello çalıyorum.. 2002 senesinde mezun oldum oradan... Bunun yanı sıra 1997 yılından beri gitar çalmaktayım... kafabindünya şu anda tek projem. Okul dolayısı ile seferi olduğumdan dolayı her şeye yetişme fırsatım olmuyor.. Burç'la tanışıklığımız 2000’li yılların ilk başlarında Sleeping Vacciness'e, Deniz'le tanışıklığımız gene aynı dönemlerde beraber çaldığımız Oldskin'e kadar dayanıyor. Bir kaç değişiklikle aslında senelerdir yapmak isteyip de bulamadığımız şeyi bulduk sanırım en sonunda ..
    Gün : Kendi açımdan konuşursam müzik eğitimim hayatı algılama biçimimle paralellik oluşturuyor. Akademik anlamda bilgiye sahip değilim. Bilgi Üniversitesi’nde sosyoloji okumak var hayatımda bir de. Ama Mustafa Kemal Atatürk de diyor ki insanın müziğe ihtiyacı yoktur,hayat bir müziktir. Gerçekten demiş.
    Deniz : Ben güzel sanatlar lisesi mezunuyum... Şu an Mimar Sinan'da sanat tarihi okumaktayım. kafabindünya öncesinde birçok projede yer aldım. Bunlardan biri Onur'la beraber ortaokul dönemlerinde başlayan Oldskin adlı bir gruptu.. Orda da bestelere ağırlık verirdik. Enstrümana hakimiyet pek yoktu ama azim ve gaz vardı.. Lisedeyken funk, soul tadında birkaç projede yer aldım.. Bir tanesinde Gün de vardı.. Hmm bir de Burç ve Gün’le beraber Alice in Chains ve Mad Season coverlayan bir kaç konserlik bir grup da gerçekleştirdik.. Hepimizin hayatı müzik.. Sokak müziği de hayatımızın vazgeçilmez bir parçası =)
    Berkan : 7 yaşında başladım müziğe piyano çalarak. Ortaokul yıllarında gençlik heyecanı ve aileden gelen etkileşim ile gitara geçiş yaptım. Kupka (eski adı ile mould) adında bir beste grubu kurdum. Bu grup ile beraber bas gitara yöneldim. Milliyet Liselerarası Müzik Yarışmasında Tarhan Koleji müzik grubu ile Türkiye Beste dalı ve erkek solist 1.liği kazandık. Kupka ile bir çok konser verdik ve 1 demo çıkardık. 2005 yılında Change of Plans adlı grup ile çalışmaya başladım. Change of Plans ile yine bir demo çıkardık ve konserler verdik. Daha 1 ay önce ise kafabindünya ile müzik yaşamım devam etmekte. Bu arada Çevre Mühendisliğinde okumaktayım.

  5. Görünürde bir albüm var mı? Varsa hangi plak şirketinden? Plak şirketi demişken Türkiye’de indie plak şirketlerinin durumu nedir?

    Burç : Görünürde bir albüm yok gibi.. Olsun isterdik tabii ki, insanlara cd'lerimizi ulaştırabilmek için para biriktirip cd basmak koyuyor bir parça artık =).. Olursa da nerden olur bilmiyorum.. Şu sıralar sanırsam bir kaç indie label ortaya çıkmak üzere.. Onlardan haberimiz olursa bir şeyler deneyebiliriz, sonuç alabilir miyiz hiç emin değilim =).. Replikas'ın bize bir kayıt yapma olayı var, bir fırsat çıkarsa onu değerlendirip onun üzerinden hareket edebiliriz..
    Onur : Görünürde albüm gözükmüyor ve işin açıkçası plak şirketlerin bu kadar cesur olduğunu düşünmüyorum... Replikas aracılığıyla yapacağımız bir kayıt var ... Şu an en önemli gelişme o .. Oradan sonra ne olur artık bir albüm işi olabilir mi olamaz mı bilinmez göreceğiz bakalım.
    Berkan : Türkiye de bu tarz müziğin insanlar tarafından sindirilebilmesi çok uzun sürecektir. Henüz plak şirketlerinin değerli müzik direktörleri bile gelişmekte olan bu müziğin farkında değil. Film müziği yapılması veya bir vokal bulunup parçaların yapılarını değiştirip alternatif rock albümü yapılması yönünde öneriler sunuyorlar. Onlar için bu tarz müziğe yatırım yapmak bir risk, kendilerini indie plak şirketi diye tanıtanlar bile bu riski taşımaktadır garip bir şekilde.. Belki şu an için haklılar ve bu yüzden bizim yaptığımız şey konserler vererek müziği tanıtmak.

  6. Ülkemizdeki müzik sizce nereye doğru gidiyor? İlerleme kaydedildiğini düşünüyor musunuz?

    Burç : Aslında şu sıralar etrafta bizim gibi antin kuntin grupların çoğaldığını seziyorum ve bu beni mutlu ediyor.. Yarın öbür gün eline gitarı alıp gürültü yapan 15 yaşındaki her çocuk "psychedelic abiöea" diye gezmezse, bu deneysellik bence buralarda müzik olayını ileri taşıyabilir.. En azından insanlar farklı şeylere biraz daha açabiliyor artık kafalarını..
    Onur : Piyasa açıkçası bizi de cesaretlendiriyor.. Çabalar nereye gider pek kestirmek mümkün değil ama uzun süredir bu kadar farklı tarzda amatör grubun piyasada olduğunu ve bir kitleye eriştiğini görmedik.. Tabi kuşkusuz bunda internet'in de büyük bir payı var ...Bir çok websitesi yada forum aracılığı ile insanlar müziklerini paylaşma geniş bir kitleye ulaştırma şansına sahip ...Bu da kuşkusuz büyük bir avantaj.
    Gün : Popüler anlamda batıya yakışır şeyler çıkmaya başladığını söyleyebilirim ama Anadolu müziği bütün muhteşemliğiyle yıllardır burada zaten.
    Deniz : Popüler müzik tarzlarında, buna rock müzik de dahil, çok büyük bir ilerleme görüyorum ama bazen de düşünüyorum bu memlekette hep bir rock çığlığı söz konusuydu ve eskiden albüm yapmış ama vahşi tüketime yenik düşmüş şimdiki gruplardan çok da kaliteli müzik yapan adamlar kapı dışarı edildi, kimseler sahip çıkamadı onlara bu ilerleme yanında bir şeyleri de götürüyormuş gibime geliyor zaman zaman. Nedense çok umutluyum bu düşüncelerin yanında da çünkü internet günden güne gücünü ülkemizde de yansıtmaya başladı bu yüzden yeni bir şeyler üreten insanların bu iletişime açık olmaları umutlandırıcı olabiliyor.
    Berkan : ülkemizdeki rock müzik nereye gidiyor diye soruyorsan, kimse bunun bilincinde değil. Bundan 10 sene öncesinde kaç grup var ise şu an pek farklı değil. Demek ki yerimizde sayıyoruz.

  7. Indie denince aklınıza neler geliyor?

    Burç : Indie denince aklıma ilk "independent"'ın gelmesini isterdim ama ne yazık ki indie kelimesini duyduğum an midem bulanıyor.. Çünkü Franz Ferdinand, Interpol, I am Kloot gibi gruplar geliyor aklıma.. İlk çıktığında indie bayağı ilgimi çekmişti ama şimdi gerçekten nefret edecek hale geldim.. Joy Division'dan fazla etkilenen herkesten koşarak kaçmak lazım bence.. Joy Division'ın kötü ve modern kopyalarıyla doldu etraf.. Indie çok genel bir kavram.. Tamam hepimiz bağımsız üretime inanıyoruz ama, tutup da Franz Ferdinand'ın MTV'ye çıkmasını pek bir bağımsızlık olarak görmüyoruz.. Punk'ın gittikçe Emo'ya dönüşümü gibi bir şey izliyoruz resmen..
    Onur : Bağımsızlık ... Belirli kalıplara sıkışıp kalmadan özgürcene kendi müziğini yapmak
    Gün : Önden giden... Korkusuz .. İndigo kelimesiyle bağlantılı olarak cevapladım ve Büyük İskender’in Lübnan kıyılarında düşmana en önde saldırışını hayal ettim.
    Deniz : The Smiths, The Cure, eşcinsellik ve eğlencenin yanında tarçın tadında bir hüzün. Güzel müzik.
    Berkan : Indie müzik, içinden gelen müziğin yapılmasıdır. Monolog bir müzik aslında. Sevenlerin kendini bu müziğin içine sokabilmesi için zorlaması gerekir. Ve yabancıdır bu yüzden.

  8. Neler dinlersiniz? Sevdiğiniz-etkilendiğiniz müzisyenler/gruplar nelerdir?

    Burç : Kendi adıma ben biraz karışık şeyler dinlediğimi söyleyebilirim.. Mono, Explosions in the Sky gibi post rock gruplarını dinlediğim müziğimizden bayağı belli oluyordur herhalde =).. Bunlar dışında Mars Volta, QOTSA, Kyuss, Scott Reeder, Morphine gibi gruplara takılmış durumdayım şu sıralar..
    Onur : Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Doors, Guns n' Roses, Mono, A Perfect Circle, Tool sanırım yıllardır pek değişmeyen bir müzik zevkim var sanırım çoğu da tarih oldu bu grupların ...
    Gün : O kadar çoklar ki. Tamamen patates kafa denen oyuncağa benziyor. Bugünlerdeki favorim Tool. Etkilenilen müzik hayatın bize deneyimlettirdiği şeyler. Acındırmak için söylemiyorum.
    Valla.
    Deniz : Çok geniş yelpazede müzik dinlemekteyim. Yöresel müzikler çok ilgimi çekiyor. Saf halleri özellikle.. Ama Güney Amerika çöl müziği (stoner rock: Kyuss, Orquesta Del Desierto), Seattle sesleri (Screaming Trees, Alice in Chains...) müzikten beklentilerimi çoğunlukla karşılayabiliyorlar. Bir de Tool isimli grup hem müzikal, hem de yaşantım bakımından beni çok etkiledi atlamadan edemeyeceğim =) Klasikler de çok önemli rock açısından Led Zeppelin mesela.. Ve o zamanların adamı Miles Davis ilk acid jazz denemeleri, Jimi Hendrix, o kaosun içinde yaratılan bütünlük çok ilgimi çekiyor.
    Berkan : Ruh halime göre müzik dinlerim, Explosions in the Sky'dan The Faint'e , Feist'ten Blonde Redhead'e geçişler yaparım. Ayrıca Türk amatör ve gerçekten alternatif şeyler yapmaya çalışan grupları takip etmeyi severim. Demolarını bulup dinlerim.

  9. Son olarak sizi dinlemek isteyenlere nerelerde çaldığınızı ve demonuzu nerelerde bulabileceklerini de anlatabilir misiniz?

    kafabindünya: Ayda 2 kez Peyote'de çalıyoruz.. Herkesi bekleriz.. Çok normal bir müzik yaptığımız söylenemez, ondan bir parça seyirci miktarında sıkıntı çekiyoruz ama sabırlıyız, daha çok insan bizi duydukça, ilgilenebilecek insanların oranı da artacaktır muhtemelen.. http://www.peyote.com.tr adresinden ne zaman çaldığımız öğrenilebilir.. Demomuz ise şimdilik CD formatında yok ne yazık ki.. Ama http://www.download.com/kafabindunya ve http://www.myspace.com/kafabindunya adreslerinden en düzgün kayıtlı 3 şarkımızı dinleyebilir isteyenler.. En güzel demo online demo =)

Posted by Bora Aymete 21:20

9 Comments:

  1. miette said...
    aa kafabindünya! süper fikir. ben kendilerinin mp3lerinden takip etmekteyim valla istanbula gelince ilk fırsatta canlı dinlemek istiyorum =)
    sezgihan said...
    selam.
    plutonic said...
    yerim sizi dünyazade kafalar
    Adsız said...
    indie dinlemeyip indie müziğe bu kadar kolay bok atabilmek de ayrı komik tabiki. post rock yapmak iki tane doğaçlama, üç tane cızırtı, iki tane bilimum post rockçılardan arakla olavak iş değil. keşke daha ciddiye alıyo olsalardı bu işi...
    neverforever said...
    Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Doors, Guns n' Roses, A Perfect Circle, Tool gibi baba post rock gruplarından etkilenip, indie kelimesini duyunca midesi bulanan bir post rock grubunu dinlemektense, Joy Division'dan fazla etkilenen Franz Ferdinand, Interpol, I am Kloot gibi gruplarşı dinlemeyi tercih ederim. daha samimi bence
    Adsız said...
    burada adamlar aynı katagoriye sokulmaya çalışılan franz ferdinant gibi gruplarla alakalarının olmadığını belirtmiş. post rock la şu indie diye tarz ismi olmuş müziğin farkı popülizmdir bence. post rock grupları popülist davranmazlar ama diğerlerinin klipleri mtv de dönmesi için binlerce dolar yatırılır masaya. fark bu işte. ben de tiksiniyorum indieden. yürü be kafabindünya.
    Adsız said...
    Greets to the webmaster of this wonderful site! Keep up the good work. Thanks.
    »
    mortilki said...
    böyle grupları daha çok pistlerde görmek isteriz.anlayamadığım bi nokta var:yarın bi gün mtv dese ki abi sizin klibi yayınlayalım yok hayır biz size karsıyız mı diycekler?yaa biz sevdiğimiz müziğin popülerleşmesinden niye hoşnut olmuyoruz ki?böylede hastalıklı bir durum var galiba.yani bende var öyle bir durum.nerde duyulmamış grup var acaip sahiplenirim sanki sırf bana müzik yapıyorlarmış gibi.
    Adsız said...
    I really enjoyed looking at your site, I found it very helpful indeed, keep up the good work.
    »

Post a Comment