anasayfa | blog hakkında | yazarlar

fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


SoKo

Kızgın hayata küsmüş kişinin ağzından çıkma, inanılmaz harika sözlere sahip bir aşk şarkısı düşünün. Böyle harika bir aşk şarkısını ne daha da mükemmel yapabilir? Bana sorulsa muhtemelen cevabı bulamazdım, ama dinleyince farkettim doğru cevabı: Fransız aksanı!

SoKo - I'll Kill Her

SoKo, SoKo Boy ve SoKo Girl sahne isimlerini kullanan bir fransız ikilisinden oluşan pek hoş bir grup. Sadece bir EPleri olan (ki o da 11 Nisan'da çıkıyor piyasaya) grup, Hello Saferide-vari eğlenceli ve şirin şarkı sözleriyle gönülleri fethetmekle meşgul.



Yukardan dinleyebileceğiniz I'll Kill Her, hayatının aşkı onu geri aramayıp başkasıyla çıkınca hayat kırıklığına uğrayan bir kızın şarkısı. EP'leri SoKo not SoKute'daki diğer parçalar da I'll Kill Her gibi, hemen suratınıza bir gülümseme yerleştiren, acayip eğlenceli şarkı sözlerine sahip minik hikayeler. Shitty Day, her genç kızın sık sık başına gelen "ne kadar çirkinim ben bugün" temasını işlerken, Take My Heart ise daha sakin ve romantik bir havada.

EP'deki şarkıların bir kısmını *buradan*, diğerlerini de *şuradan* dinleyebilirsiniz. Ayrıca Myspace'lerinden EPlerini sipariş edebiliyormuşsunuz da. Kendileri EPlerini çıkarmak dışında Keren Ann ile fransa'nın çeşitli köşelerini turlamakla meşguller şimdilik. Yakın zamanda albüm haberi veya konser haberi gelsin diye beklemekteyiz. Şimdilik bunlarla yetinelim.

Posted by Adsız 19:37 5 yorum



Fake Oddity

Efendim Fake Oddity üç adet Fransız (Antoine: gitar, Fred: bateri ve Mathieu: bas) ve bir adet Türkten (Faik: vokal) oluşuyor, Lyon'da kurulmuş, ve alternatif rock icra ediyor. Trendsetter dergisinde "Bu Gruba Fransız Kalmayın!" gibi berbat bir başlık altında yayımlanan röportajlarında solist Faik grubun ismi ile ilgili soruya şöyle cevap vermiş: "İsmimiz biraz tesadüfen oluştu. İlk başta David Bowie'nin 'Space Oddity' parçasının gruba isim babalığı yapabileceğini düşündük. Fakat sonra bunu internette yazan herkesin David Bowie ile karşılaşacağını ve bize asla ulaşamayacağını düşündük ve grubun adının Fake Oddity olmasına karar verdik."


İlk albümleri Pinkstrasse 2005 yılında çıkmış, Fransa'da şimdiye kadar 500 kadar konser vermişler, hatta şubat ayında Türkiye'ye gelip Bronx, Pulp ve Peyote'de çalmışlar; adeta ruhumuz duymamış.

"Peki neden İngilizce sözler?" sorusuna Mathieu "Çünkü Faik'in Fransızcası berbat!:)))))) Yok hakkaten, daha fazla insana ulaşalım diye böyle. Fransızca söylesek Fransa dışında duyulmayız" demiş, Antoine de "Abi zaten sözleri Faik yazıyor, onun ilk şarkıları İngilizce olduğu için İngilizce söylüyoruz aslında" diye eklemiş, ben bilmem.

İkinci albümleri Run Fast 2007'nin Haziran ayının sonunda önce Türkiye'de, sonra Fransa'da piyasaya çıkacakmış. Dilerseniz şimdi biraz dinleyelim, izleyelim.

İlk albümlerinden üç adet şarkı (ki bunlar şarkı sözleriyle birlikte sitelerinden indirilebiliyor):

1- Goodman
2- Blue Feather
3- LSDog

İkinci albümlerinden iki adet şarkı, ki ben birincisini çok sevdim, ki bunlar da aynı yerden indirilebiliyor:

1- Run Fast
2- Childhood Behaviour

Yine sitelerinden edinebileceğimiz videolar var, bakınız misal bir Blue Feather:



Aynı şekilde Good Man:



Ve tabii ki, Fake Oddity resmi sitesi ve myspace'i. Haydi bakalım.

Posted by Ayça 19:31 2 yorum



Pocket Symphony Listening Party

Efendim albüm değerlendirmesi yapma konusundaki başarısızlığım, subjektifliğim bilinse de bu yazıyı yazma ihtiyacı içindeyim bendeniz. Çevrimiçi gördüğümüz her canlıya ("gördüğümüz" diyorum çünkü Limon hanım da benzer bir çabadaydı) "pocket symphony partisi var koş koş koş koş" şeklinde mesajlar attık; çünkü ayın 15'i diye duyurulan sevgili Air dinleme partisi bu akşam imiş, biz de haritadaki yerimizi aldık hemen.

Bir kez iki kez dinlediğim albümlerden genelde bir şey anlamam, bu kez de pek farklı olmadı. Şunu söyleyebilirim, Pocket Symphony albümü bir Talkie Walkie gibi beni havalara uçuran, içimdeki Air sevgisini yetmişaltıya katlayan bir albüm değil; ancak yine de favori şarkılarımı sıralayıveriyorum: öncelikle One Upon A Time (ki kendisinin klibini izleme şansına sahip olduk), ardından Mer du Japon, ve başak tarlasında koşturma isteği uyandıran Photograph. Jarvis Cocker'lı One Hell of a Party bana beklediğimi vermedi, bi de siz bakın. Herkese dutlu valentinler efendim.

Posted by Ayça 20:51 2 yorum



Dionysos

Fransa’dan çıkan en şahane topluluktur Dionysos bana kalırsa. Yazıyı yazmamın amacı “evet işte sonunda geliyorlar!” benzeri harika bir haber vermek değil ne yazık ki; ama yine de buraları Dionysos’la ilgili bilgilerle donatmak isterim. (Bir kere daha görüldü ki, sevilen grup hakkında yazarken objektif olmak kolay/mümkün olmuyor.)

İsmini Yunan şarap tanrısından alan Dionysos, 1993 yılında Valence kentinde, aynı üniversitede okuyan Mathias Malzieu (vokal, gitar, ukulele, mızıka, theremin) , Eric Serra Tosio (davul), Michael Ponton (gitar, banjo) ve Guillaume Garidel (bas, synthsizer) tarafından “madem genciz ve hepimiz Pixies’i çok seviyoruz; öyleyse neden bir grup kurmuyoruz ki?” düşüncesiyle vücut bulur. 1996’da çıkan ilk albümleri Happening Songs’dan sonra grubun müziğine (bana kalırsa) harikulade katkılarda bulunacak olan Elisabeth Maistre (vokal, keman, banjo, synthsizer, theremin) Dionysos’a katılır. 1997’de the Sun is Blue Like the Eggs in Winter, 1999’da Haiku (ki bu grubun oldukça fazla insan tarafından duyulmasını sağlayan Coccinelle single’ının çıktığı albümdür, canımdır), 2002’de Western Sous la Neige ve 2005’te de Monsters in Love albümlerini piyasaya sürerler. Monsters in Love’dan kısa bir süre önce Mathias Malzieu’nün annesi ölmüştür ve Mathias bunun üzerine bir roman yazar; albüm de büyük ölçüde bu romanın etkisindedir (Örneğin kitaptaki karakterlerden biri olan Giant Jack kapakta ve Tes lacets sont des fées’in klibinde görülmektedir ve Monsters in Love albümünün diğerlerine göre daha karanlık olduğu birçok albüm değerlendirmesinde yer alır, ayrıca albümdeki Neige adlı şarkı da Mathias’ın annesine ithaf edilmiştir.). Ayrıca, Fransız rock’ına duyduğum sempatinin dışında, hayatımda duyduğum en iyi şarkı olabilecek olan La Métamorphose de Mister Chat da bu albümde bulunuyor, onu da araya sıkıştırıvereyim.

“Sahnede muhteşem abi bu adamlar” gibi yorumları bolca duyan Dionysos’un konser kayıtları da var elbette: 2003 tarihli Whatever the Weather ve geçtiğimiz yaz Roskilde, Eurockeennes de Belfort gibi festival konserlerini kaydettikleri Monsters in Live.

“Yetmedi bunlar bana” diyenler varsa linklere mum diksin efendim:

Dionysos resmi web sitesi
Grubun Myspace sayfası
Tes lacets sont des fées (video)
Coccinelle (video)
Song for Jedi (video)

Bir yandan da dinleyelim tabi:

Posted by Ayça 23:19 6 yorum